Tavsiye Edin

  •  
  •  
  •  

Türkiyedeki Çalışmalar

Türkiyedeki Klinik Çalışmalar


Aftöz Ülserasyonların Tedavisinde Protefix Yara Jeli Kullanımı

Filiz Namdar Pekiner 1 – Canan Alatlı 2 Semih Özbayrak 1 – Alper Sinanoğlu 1 1 Department of Oral Diagnosis and Radiology, Marmara University of Dentistry, Turkiye 2 Department of Tumor Pathology and Oncologic Cytology, Institute of Oncology, İstanbul University, Turkiye

Rekürrent aftöz ülserasyonlar (RAÜ) tekrar eden oral ülserasyonlar ile karakterize bir hastalıktır.Lezyonlar çoğu kez yuvarlak çevresi eritemli,ortası sarı-beyaz fibrinle kaplı,iritasyonda kanayan lezyonlardır.Genellikle sigara içenlerde ve keratinize mukozada rastlanmaz.Bu çalışma, M.Ü.Dişhekimliği Fakültesi Oral Diagnoz Ve Radyolaji A.D.’na başvurmuş,ağızda mevcut aftöz ülserasyonu bulunan ve alınan anamnez sonucu RAÜ teşhisi konmuş olan 50 hastada gerçekleştirilmiştir.Hastalardan anamnez alınmış ve ülserasyonla ilgili bilgiler kaydedilmiştir.Visuel Analog Skala (VAS) yardımıyla o anki rahatsızlıklarına bir değer vermeleri istenmiş,bunu takiben smear alınmıştır.Queisser Pharma Şirketi tarafından üretilen’’Triester Gliseril Oksit’’içeren Protefix® Yara Jeli,mevcut ülserasyonların üzerine yemeklerden sonra uygulamak suretiyle günde 3 kez kullandırılmıştır.Kontrol seanslarında ülserasyona ait bilgiler,VAS skorları tekrar kaydedilmiş ve tekrar smear alınmıştır.Sitolojik değerlendirme İ.Ü.Onkolaji Enstitüsü Tümör Patolojisi Bilim dalında smearler papanicolau boyanarak yapılmışve 1. gün smear örnekleri ile 3. gün Protefix® kullanımını takiben elde edilen smear örnekleri karşılaştırılmıştır. Veriler istatiksel olarak değerlendirilerek; eritrosit ve inflamatuar hücrelerde azalma ve epitel hücre sayısında önemli artış olduğu kaydedilmiştir. Bu çalışma sonucunda Protefix® Yara Jelinin rekürrent aftöz ülserasyonların başlangıç semptomlarını azaltarak, iyileşmeyi hızlandırdığı saptanmıştır.

Triester glycerol oxide in the treatment of recurrent aphthous stomatitis: A cytological investigation (The Pain Clinic 1-9-2006 )

Gliserol-oksitriester Jel ile Oral Mukozit Tedavisi: Olgu Sunumu 3. Uludağ Pediatri Kış Kongresi 2007 Şubat Bursa

Çiğdem Çubukçu Elbek*, Betül Sevinir** Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı “Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı ve” Çocuk Onkoloji Bilim Dalı Bursa

Giriş: Oral mukozit, kemoterapi sırasında sık karşılaşılan bir sorundur. Hastanın yaşam kalitesini ve beslenmesini bozan dirençli mukoza lezyonlarında farklı yaklaşımlara gerek duyulmaktadır. Ağır mukozitli bir olguda gliserol-oksitriester jel uygulaması sunulmuştur.

Olgu: Rabdomyosarkom tanısı ile üç aydır izlenmekte olan 12 yaşındaki erkek hasta yutma güçlüğü ve ağızda ağrılı lezyonlar nedeniyle değerlendirildi. Hasta vinkristin, aktinomisin-D ve siklofostamid içeren ‘VAC’ kemoterapi protokolü almakta idi. Kemoterapiden 12 gün sonra hasta, ağız içinde yara yakınması ile başvurdu. Şiddetli ağrı nedeniyle beslenme ve konuşma güçlüğü olduğu saptandı. Hastanın dudakları ödemli idi. Ağız bakım alışkanlığı yetersiz bulundu. Tükrük miktarı azalmış ve kalitesi bozulmuştu. Ağız içinin muayenesinde alt labial mukozada 0,5-1 cm, üst labial mukozada 0,2-0,3 cm çaplı fibrinöz psödomembranla örtülü erozyon bölgeleri gözlendi (Faz III, grade II). Dişeti ve papiller bölgede opak-sarı debris mevcuttu. Topikal lidocaine uygulamasından sonra, %50 dilüe hidrojen peroksit ile gargara ve debridman yapılarak yalancı membranlar uzaklaştırıldı. Ülser alanları gliserol-oksitriester jel ile örtülendi. Klinik iyileşme izlenerek, gliserol –oksitriester jel uygulamasına her gün devam edildi. Sodyum bikarbonat solüsyonu ile gargara ve fırçalamaya devam edilmesi önerildi. İlk uygulamadan 24 saat sonra tükrük kompozisyonu ve yutkunma düzelmeye başladı. İki günde ağrı kaybolurken 120 saat sonunda tam iyileşme gözlendi.

Sonuç: Gliserol–oksitriester jel 0,1-1 cm çaplı oral mukozit lezyonlarının örtülenmesinde kullanıldığında, ağrıda rahatlama ve hızlı iyileşme sağlamıştır.

Oral Yumuşak Doku Cerrahisinde Diyot Lazer Uygulamaları ve Yara İyileşmesinde “Triester Gliseril Oksit” İçeren Yara Jelinin Etkinliğinin Değerlendirilmesi

Oral yumuşak doku operasyonlarında lazer kullanımı uygun endikasyon ve lazer sisteminin seçilmesi ile operasyon esnasında ve sonrasında hem hastaya hem de hekime pek çok avantaj sağlayarak oral cerrahi girişimlerde başvurulan bir tedavi seçeneği oluşturmaktadır. Lazer ile gerçekleştirilen cerrahi girişimleri takiben sekonder iyileşmeye bırakılan yara bölgesinde oluşan ağrı ve rahatsızlık hissi; konuşma, beslenme ve temel mimik hareketlerinde zorlanmaya sebep olarak kısa süreli de olsa hastaların yaşam kalitesinde bir azalmaya yol açabilmektedir. Bu çalışmada patolojik oral yumuşak doku oluşumları ( papillom (n=9), fibrom (n=8) epulus fissuratum ( n=10), reparatif granülom ( n=3), uzun frenulum (n=5), dişeti hiperplazisi (n=2), implant ikinci cerrahi operasyonu (n=2), operkulum (n=4), mukosel (n=1), keratoz (n=1), bulunan 44 hastadaki 46 cerrahi girişim yarı iletken diyot lazer (LazerSmile™, Biolase® ve C-LD-3 WhiteStar, CREATION) ile 815 +/- 15 nm dalga boyunda 2.0 – 3.5 Watt gücünde kontakt moda, sürekli veya tekrarlayan pulslarda çalışarak gerçekleştirilmiştir. Peşpeşe tedavi edilen hastaların yarısında b,r kaplayıcı ajan olan triester gliseril oksit içeren yara jeli (Protefix®, QUESSİER PHARMA GmbH&Co, ALMANYA) verilirken, diğer yarısına ihtiyaç duyduklarında kullanmak üzere antienflamatuar analjezik önerildi. Jel kullanan gruba jelin günde 3-4 kez temiz parmak ucu veya kulak temizleme çubuğu ile yaranın üzerine hafifçe masaj yaparak sürülmesi ve en az 15 dakika ağız çalkalanmaması ve yemek yenmemesi önerilmiştir. Tüm hastalara en az 1 hafta boyunca acı, ekşi ve baharatlı gıdalardan uzak durmaları, yumuşak gıdalar ile beslenmeleri ve ağız hijyenine dikkat etmeleri önerilmiştir. Hastalar operasyonu takip eden 3, 7 ve 20. günlerde kontrole çağırılmıştır. Yara jelinin ağrının giderilmesi, mekanik ve kimyasal tahrişlerin azaltılması ve iyileşmenin hızlandırılması etkisi değerlendirilmiştir. Yara jeli uygulanan gruptaki hastalar yeme, içme ve konuşma esnasında yara bölgesinde herhangi bir ağrı hissetmediklerini ve dolayısıyla fonksiyon kaybı oluşmadığını belirtmişlerdir. Yara jeli verilmeyen gruptaki hastalar ise postoperatif 3-4 gün içinde analjezik kullanma ihtiyacı olduğunu bildirmişlerdir. Protefix® Yara Jeli, sekonder iyileşmeye bırakılan yara yüzeyini kaplayarak gıda ve içeceklerin tahrişinden veya fonksiyon sırasında oluşan lokal travmadan yarayı, dış ortamla ilişkisini kesecek şekilde örterek korur ve ağrının azalmasında etki gösterir.

Akademik Dental ( Yayında)
Prof. Dr. Gülsüm AK,
Prof. Dr. Hakkı TANYERİ


Total Protez Kullanan Hastalarda Oluşan Protez Kenarı Vuruklarında Protefix® Yara İyileştirici Jelin Etkinliği: Çift-Kör, Randomize, Plasebo-Kontrollü Çalışma

Dr.Kıvanç Bektaş-Kayhan¹, Dt.Onur Geçkili², Prof.Dr.Tayfun Bilgin², Dt.Pınar Eren², Doç.Dr.Halim İşsever³, Prof.Dr.Meral Ünür¹. ¹ Ağız,Diş, Çene Hastalıkları Bilim Dalı, Ağız,Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi. ² Total Parsiyel Protezi Bilim Dalı, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi. ³ Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi.

Bu çalışmanın amacı, triester gliserol oksit (TGO) içeren yeni bir topikal jelin (Protefix®, Queisser Pharma ) protez kenarı vuruklarındaki etkinliğini yeni total protez yapılan hastalarda çift-kör, randomize, plasebo-kontrollü ve olarak dizayn edilmiş bir araştırma ile değerlendirmektir.

Çalışmaya İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Total Parsiyel Protezi Bilim Dalına başvuran hastalar arasından yeni total protez yapılan 50 hasta dahil edildi. Klinik değerlendirme, detaylı tıbbi ve dental anamnez ardından total protezlere bağlı mekanik travma şikayeti olan hastaların intraoral muayeneleri Ağız, Diş, Çene Hastalıkları Bilim Dalında yapıldı. Klinik değerlendirme sonuçları ve visual analogue scale sonuçları kaydedildi. Hastalara verilen jeli günde dört kez topikal olarak mekanik travmaya bağlı oluşmuş lezyon bölgelerine uygulamaları söylendi.

Çalışmaya dahil edilen 50 hastanın 25’i TGO içermeyen plasebo (mısır yağı katkılı) bir jel kullanırken diğer 25 hasta ise TGO içeren gerçek jeli bir hafta süre ile günde 4 kez kullandılar. Plasebo kullanan grubun yaş ortalaması 66(±10,75) iken, Protefix® yara iyileştirici jel kullanan grubun yaş ortalaması 64,48(±6,81) idi. Gruplar arası sistemik hastalık, sürekli kullanılan ilaçlar açısından fark bulunmadı. Sigara ve alkol alışkanlıkları açısından yapılan değerlendirmede de anlamlı fark gözlenmedi. 3. gün yapılan klinik değerlendirme ve VAS skorlarında Protefix® yara iyileştirici jel kullanan grupta, plasebo grubuna göre anlamlı fark gözlendi. Gruplar arası yapılan karşılaştırmada her iki grupta da jelin kullanımı kolay ve tadı ile kokusunu iyi olarak değerlendirdi.


Sonuç olarak Protefix® yara iyileştirici içerdiği TGO sayesinde adhesiv herhangi bir örtücü ajana göre daha kısa sürede etkili semptomatik tedavi sağlar. Jel protez kenarı vuruğu olan hastalarda protez kenarlarının uygun hale getirilmesinden sonra hastanın semptomlarının kısa sürede kontrol altına alınması için kullanılabilir.

Oluşturulma Tarihi : 19.08.2010 07:32:57

Etiketler :

Türkiyedeki Klinik Çalışmalar





Bu Sayfayı Paylaşın

               



Sizi Arayalım

  •  
  •  

İstatistikler

  •  Toplam Ziyaret : 105862
  •  Tekil Ziyaret (Bugün) : 45
  •  Sayfa Gösterimi (Bugün) : 78
  •  Aktif Ziyaretçi : 1

Diğer Ürünlerimiz